Yalnızlığın Frekansı

Hepimiz, yalnızlığımızı paylaşmak istediğimiz kişiden; birbiriyle el ele tutuşmuş sözcükler, ruhumuza işleyen cümleler kurmasını bekleriz. Bu umut, anlaşılma hissinin sonucudur: görünür ve duyulur olmanın bir dışavurumudur. Öyle ki, duyduklarımıza esir olmayı ve benliğimizi sarıp, sarmalayan sesler duymayı arzularız. Gürültülü iç dünyamıza bir yaren bulup onunla aynı frekansta buluşmanın hayalini kurarız.

Huzur arayışımızdaki başarı ölçütü çoğu zaman budur. "İnsan sosyal bir varlıktır." klişesi buradan doğar ve tek başına kalmaktan kaçınması da olağan bir durumdur. Kaçınır ama bilir ki ne kadar denerse denesin, sonunda yalnızlığın frekansıyla baş başa kalır. Yalnızlığın frekansı, zaman veya mekan tanımadan, kulağında çınlayan o ince, o tiz sestir. Bu ses, acizliğin içe vurumu; istediklerini yapamamanın yankısıdır.